Hiç Nedir?

Hiç Nedir?

Hiç, bir konuşulamayandır, bir dile getirilemeyendir. Aristo’da birey tarif edilemeyendir (ineffabile), Stirner’de Biricik ve Kendi-Olan dile getirilemeyendir vb. Dile getirilemeyen üzerine ne denebilir? Dile getirilemeyen, dile getirilemeyendir. Bu kadar mı? Bitti mi? Mesele bununla bitt mi? Hiç üzerine neden susmalı? Çünkü: Hiç üzerine konuşulduğunda, çelişkisiz konuşulamaz. Neden? Çünkü: Hiç’in ne olduğu mantık üzerinden dile getirilemiyor; sadece: Hiç, hiçtir; Hiç, değildir. Bitti mi? Mesele bununla bitt mi?

 

 

Parmenides, Gorgias, Platon, Heidegger, Sartre, Stirner, Mainlaender vb. uzun bir liste hazırlanabilir Hiç üzerine konuşurken. İşte: Varlık üzerine konuşulduğunda Hiç üzerine konuşmamak kaçınılmazdır. Ne olduğu dile getirilemeyen Hiç üzerine konuşmamak, Varlık üzerine konuşmamak demektir. Varlık, varlığını Hiç’e borçludur. Öyleyse: Hiç’tir.

 

 

Ockham’ın Usturası’ından Carnap’ın Heidegger’e karşı yürüttüğü mantık tartışmasına kadar metafizik olgulara yer vermeden dili bilimsel kullanarak felsefesel ve yaşamsal sorunları çözmede önemli katkılar elde edilebilmektedir. Fakat vazgeçemeyeceğimiz bir duyu var: Camus ile söylemek gerekirse: Ormanın tüm özelliklerini bilimsel olarak kendimize açıklasak da, ormanın duyularımıza hitap ettiği derin korkuyu ve düşünce ötesi oluşu hepimiz bilir ve severiz. Şimdi soralım: Hiç nedir?

 

 

Wittgenstein’ın yürüttüğü mantık kendi içinde tutarlı yani doğrudur: Önsözünde vurguladığı gibi, dünya sorunları dil sorunu İSE, bu sorunları çözebildiğini iddia edebilir. Ancak ne varki daha sonra Wittgenstein’ın de bunu kabul ettiği gibi, dünya sorunları ve felsefe sorunları yalnızca dil sorunu değildir. Wittgenstein’ın, Tractatus’ta “tüm felsefe dil eleştirisidir” tümcesi ile kendini Mauthner’in “tüm felsefe dil eleştirisidir” tümcesinden özenle uzak tutması, Mauthner’in, dilin felsefe sorunlarını çözemediği iddiasını doğrular. Hiç nedir?

 

“Ben kendimin dünyasıyım” ve yalnızca benim anladığım “DİLİN sınırı BENİM dünyamın sınırıdır”, başka tümceyle: ‘Benim dünyam dünyanın sınırıdır’ gibi tümceler solipsistçe ve hatta otistiktir. İtirazım yok buna. Ancak benim dünyam senin dünyandan değişiktir ve sen kendi dünyanı kendi realitenle ve ben de kendi dünyamı kendi realitemle bir’leştirirsem, ortak bir dilimizin olacağından şüphe ederim. Bu da sorun değil. Fakat bunu genelin dünyası olarak göremem, benim Ben’im benim dünyamın senin dünyandan farklı olduğunu ve tek dünya olmadığını ya da bazen senin varolmadığını bile söyler. Benim dünyama senin girişin olanaksızdır, sana solipsizmimin kapısını aralamadığım sürece. Araladğım anda bile beni kısmen tadarsın ve üstelik sadece kendince, sence.

 

 

Ve ayrıca ben susarsam, gizemli olanın bana görünmesini deneylerim, burada kendi yöntemlerimi geliştirir ve yaşarım. Hiç nedir? Hiç’tir.